GENEL MÜDÜRÜMÜZ SN. ERDAL GÜLLÜ ''ENDÜSTRİYEL GAZ ANALİZ VE ALGILAMADA AKLA GELEN İLK MARKA OLMALIYIZ''

Sektörün önde gelen ve dünyaca kabul görmüş markaları ile çalıştıklarını belirten Set Teknik Genel Müdürü Erdal Güllü, Endüstriyel gaz analiz ve gaz algılamada akla gelen ilk marka olmayı hedeflediklerini ifade ediyor ve ekliyor: “İhtiyacı tespit edip, müşteriye fark ettirmek temel hedefimizdir.”

Markanın uzmanlaştığı alanda sağladığı katma değer hakkında bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı bulduğumuz Set Teknik Genel Müdürü Erdal Güllü: " Yalnızca ürün alıp satmıyor, sistem entegrasyonu yapıyor ve çözümlerimizle katma değer sağlıyoruz." diyor.

Sektör faaliyetlerinizi tanıyabilir miyiz?

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra, hatta son yılımda çevre teknolojileri sektöründeki çalışmaları ve gelişmeleri takip etmeye başladım. Oldukça ilgimi çeken ve çok hızlı gelişen bir sektördü. Yıllar içinde yanılmadığımı görüyorum. Set Teknik olarak, çevre teknolojilerinin bir dalı olan emisyon ölçüm sistemlerinde (SEÖS) etkin olarak hizmet veriyoruz. Diğer çalışma konularımız endüstriyel gaz algılama sistemleri ve yanma teknolojileridir. Tüm bu konularda başta Siemens, Honeywell ve Durag olmak üzere konusunda uzman diğer firmalarında Türkiye çözüm ortaklığını uzun yıllardır yürütüyoruz. Şu anda SEÖS için yoğun hizmet veriyoruz. Bu konudaki yatırımlar ve çalışmalar 2013 yılından sonra hız kazandı. 2013 yılında Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde Avrupa Birliğindeki bu işle ilgili mevzuat Türkiye'ye taşındı. Bizim gibi firmalardan ve Türkiye'deki sektör temsilcilerinden oluşan bir çalıştay ile bu işin mevzuatı oluşturuldu. Mevzuatın oluşturulması sonucunda sektörde bir ivmelenme yaşandı.

2013 yılına kadar Türkiye'de bu konuda hizmet veren 8-10 firma varken günümüzde sektörde, yalnızca 3-4 firma bulunuyor. Sebebi sürekli emisyon ölçüm sistemleri mevzuatının gerekliliklerini karşılayabilmek için ciddi bir altyapı ihtiyacının olması. Sadece satış hizmeti, bu mevzuatı karşılamak için yeterli değil. Satışa ek olarak konusunda uzman ve yetkin kişilerden oluşan bir teknik servisinizin, proje ekibinizin ve finans gücünüzün olması gerekiyor. Aynı zamanda Avrupa'dan buraya gelmek isteyen firmalara karşı da rekabetçi olabilmeniz gerekiyor.

Sektörü tercih etmenizi etkileyen faktörler neler oldu?

Çevre Mühendisliğini seçtiğimde, bu alanda bilgi sahibi olan çok fazla kişi yoktu. Tüm okul hayatım boyunca ticaretle ve satışla ilgilenmiştim. İlk firmamda işe başlamam ise tamamen tesadüf olarak sektörle tanışmamı ve tanımamı sağladı. Satış ve teknoloji ile ilgili ilk deneyimlerimi bu firmada edindim, eğitimimi burada aldım.

Edindiğim bu iş tecrübesi, sonrasında katıldığım eğitimler, iş ortamında tanıma ve görüşme fırsatı bulduğum sektördeki lider farklı markaların etkili isimleri sektörü sevmemi sağlamasının yanında, sektörün gelecekte parlayan bir yıldız olacağı ön görüsünü verdi. 2000 sonrası dünyadaki hızlı değişim çok dikkat çekiciydi. Ekonomik büyüme ve teknolojik gelişmelerle birlikte yeni bir dünya düzeni oluştu aslında. Dünyadaki bu hızı büyüme sorunları da beraberinde getirdi. Geleceğimizi tehlikeye atmadan gelişmek ve büyümek mümkün mü? Büyümenin getirdiği sorunlar küresel ısınma, hava, su ve toprak kirliliği önlenebilir mi? gibi sorular sorulup sorgulanmaya başladı. Tüm bu olumsuz yan etkiler yeni bir kavramla tanıştırdı bizleri ; sürdürülebilirlik.

Bugünün ihtiyaçları karşılanırken gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama olanaklarını tehlikeye atamayız. Gelişen ve değişen bu yeni dünya düzeni sürdürülebilir olmalı. Çevre dengesi ve ekonomik büyümenin birlikte devam edebilmesi için şirketlerin çevreye duyarlı bir yaklaşımla hayatlarını devam ettirmeleri gerekiyordu. Ancak bu şekilde sağlıklı toplumlar oluşabilir. Sağlıklı toplumlarda ekonomik refah içinde yaşantısını devam ettirebilir. Bu gelişmeleri ve trendleri takip etmeyen şirketlerin devamlılığını sağlayabilmesi oldukça güç. Toplumdaki sorumlulukları iyiden iyiye artıyor, artacak.

Tüm bu gelişmelerin ışığında çevre teknolojileri, sosyal fayda sağlayan bir sektör olarak dünya ticaretinde payını arttırmaya ve yatırımlarda istenen / tercih edilen ürünler arasında olmaya devam edecek. Biraz kendi marka oluşumuzdan ve sektördeki yerimizden bahsetmek gerekirse; İş hayatıma 1994 yılında Ankara'da, sektörde ağırlığı olan bir firmada Satış Mühendisi olarak başladım. Daha sonra bu firmanın İstanbul'da Marmara Bölge Müdürlüğü'nü kurduk. 1994 ile 2000 yılları arasında bu şekilde Marmara bölge müdürü olarak çalışmalarımı sürdürdüm ve sonrasında sırasıyla Satış Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptım. 2004 yılında Set Teknik'i kurarak yoluma yalnız devam ettim. Bu yola çıkarken amacım çevre teknolojilerinde Set Teknik ismini bir marka yapmaktı.

Zaman içinde konumuzda uzmanlaşacağımız bir alan seçmeyi tercih ettik. SEÖS çözümlerini tercih edip, ülkemizde Siemens'in çözüm ortağı olduk. Daha sonra da endüstriyel tip gaz algılama dedektörleri, gaz kaçak dedektörleri ve çözümlerini de faaliyetlerimize ekledik. Bu noktada da Honeywell ürünleri ile çözüm sağlamaya başladık. Söz konusu markaların ilgili konuda tek partnerleriyiz. Yalnızca ürün alıp satmıyor, sistem entegrasyonu çözümlerimizle katma değer sağlıyoruz. Yurtdışından ve yurtiçinden tedarik etmiş olduğumuz ürünleri, projelendirme aşamasından sonra kendi bünyemizde sistem haline getirip sahaya sevk ediyoruz daha sonra montajını, danışmanlığını ve satış sonrası hizmetlerini veriyoruz . Önümüzdeki dönem için emisyon ve proses gazları analizi ile ilgili ürün portföyümüzü genişletme kararı aldık. SET (Safety, Environment, Technology) Teknik markamızın temel amacı, çevre teknolojileri ve emisyon konusunda çevreyi korumak, teknik emniyet ve gaz algılama konusunda da insan sağlığını ve yatırımları korumaktır.

Bu hedefler için birlikte çalışacağınız ekip arkadaşlarınızı hedefleriniz için nasıl yönlendirirsiniz, tavsiyeleriniz neler olur?

Öncelikle nereye varacağımızı iyi tesbit etmemiz gerekiyor. Sonrasında yolumuzu buluruz. Varacağımız yeri çalışma arkadaşlarımla birlikte hayal etmeye çalışıyorum. Önce aynı rüyayı görmeliyiz. Sonra rotamızı çizerken herkese farklı işler düşüyor. Bu noktada da plan ve iş bölümünün önemi ortaya çıkıyor. İyi planlanmış ve organize edilmiş bir işe herkes daha bir inançla sarılır. Hedefe varabilmek için, anlaşmazlıkları, pes etmeleri, inançsızlıkları sabırla, motivasyonla aşmaya çalışıyoruz. Bazen kendi tecrübelerimle kimi zaman konusunda uzman profesyonellerin desteğiyle bilgi, iletişim ve motivasyon eksiklerimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Teknik ve bilgisel anlamda eğitimlerine önem veriyor ve daima destekliyoruz. Bilgilendikçe ve öğrendikçe kendimize olan güvenimiz artıyor, aynı şekilde birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızın da bize olan güvenleri artıyor. Yola çıktığımız insanlara güvenmek ve bu güveni sağlamak için onları desteklemek gerek. Birlikte çözümün bir parçası olmak  yada çözümün ucundan tutmak kişisel olarak beni hep mutlu etmiştir. Empati yapınca arkadaşlarım içinde aynı şeyi düşünüyorum. Ve ulaşacağımız hedefin bir parçası olarak biri olmazsa yada eksik olursa hedefin ulaşılamayacağını düşünüyorum. Çalışanın yaptığı işi de sevmesi gerek, bu her sektör için geçerli. İşinizi sevmiyorsanız, başarı şansınız da azalıyor. Diğer olmazsa olmaz özellik ise; okumayı sevmek..

Çalışan seçiminde son dönemde en dikkat ettiğim özellik de okumaya olan ilgisi. Çünkü pek çok kazanımı sonradan elde edebiliyoruz ama okuma alışkanlığı gerçekten bir geçmişe dayanması gerekiyor. Çok teknik ve bilgi birikimi gerektiren bir sektörümüz olmasından ve ciddi bir dokümantasyon birikimi olmasından dolayı okumayı sevmek öncelikli değerimiz oluyor. Bizim üretim kaygımız yok, bizim değerimiz insan kaynağı. Dolayısı ile çalışanımızın işini yapmasının yanında, mutlu olmasını istiyoruz. Hayatın keyfini çıkar, mesele et ama dert etme, hızlı ol ama aceleci olma, amatör düşün ama profesyonel davran anlayışını kazandırmaya çalışıyoruz.

Başarılı bir liderin hangi özelliklere sahip olması gerektiğini düşünürsünüz?

‘'Toplumsal gelişmenin de, çürümenin de temelinde, yöneticilerin tavırları yatar.'' demiş Mustafa Kemal Atatürk. Kesinlikle çok doğru bir söz. O kadar önemli, etkili ve yetkilidirler. Bir liderin kanımca en önemli özelliği farkındalığıdır. İçini fazlasıyla doldurabileceğiniz bir kavram farkındalık. Farkındalığı yüksek ise adil olabilir, herkesten önce bir şeyleri görür, vizyonerdir. Kendisinin eksik taraflarının ve erdemlerinin farkındadır, aynı şekilde ekibinin de... Riskleri daha iyi görebilir ve gerektiğinde üstlenir.

Ne tür kitaplar ilginizi çekiyor?

Son dönemde dünya siyasetini anlatan kitaplar hoşuma gidiyor.

‘'Toplumsal gelişmenin de, çürümenin de temelinde, yöneticilerin tavırları yatar''

Yakın geçmişimizi kayıt altına almış, hafızamızı tazeleyen kişiler ilgimi çekiyor. Karşıt görüşümde de olsa, bu konuda yazan her görüşte yazarı takip etmeye çalışıyorum. 1920'ler ve özellikle 1930'lu yıllar ile 1950'li yıllar arası tarih çok ilgimi çekiyor. Geleceğe şekil verirken geçmişin tecrübelerinden de yaralanmak gerekiyor. Şu an da Osman Balcıgil'in Ters Kanatlı Şahin adlı kitabını okuyorum.

Haftanın ilk günü ve saatinde ne tür aktiviteleriniz oluyor?

Uzun süre yürüyüş ve yüzme aktivitelerine vakit ayırdım. Yeniden yapılanma sürecinde şirkette daha fazla boşa çıkan vakitlerim oluyor. 20 yıllık yoğun iş temposunun ardından bu yapılanma sürecinde işlerden uzak kaldığımda bir süre endişe ve panik yaşadım. Pazartesi günleri spor yaptıktan sonra iyi bir kahvaltı yapıp işe geldiğimde ilk olarak medya takibi yaparım. Klasik e-postaların kontrolünden sonra önceden belirlenmiş toplantılara katılırım. Toplantılar ve işin içinde yer almalar son dönemde oldukça azaldı. Fakat bu sayede işi hangi noktalara taşıyabileceğimizi, başka neler yapabileceğimizi düşünme fırsatı buluyorum. Son dönemde tecrübelerimi çalışma arkadaşlarıma farklı yöntemlerle aktarmaya çalışıyorum.

Satış sonrası için marka çözümleriniz nelerdir?

Sunduğumuz tüm çözümlerde tasarım çok önemli. Prosese ve uygulamaya göre doğru ekipmanların seçilmesi gerekiyor. İkinci aşamada ise sahanın çok iyi hazırlanmış olması gerekiyor. Özellikle SEÖS de mevzuata uygun hareket edilmeli. Son olarak da işletmenin yapacağı haftalık, günlük, aylık periyotta çalışmaları aksatmaması gerekiyor. SEÖS lerde önleyici bakım faaliyetleri, kontrolleri olduğu gibi bu tip sistemlerin prosese, uygulamaya ve sektöre bağlı olarak yılda 4 defadan yılda 1 defaya kadar ana bakımları var gerçekleştirilmesi gereken. Bunlar yetkili firma tarafından yapılıyorsa ve işletme de yine yetkili firmanın önerisi doğrultusunda uygun yedek parçaları ve sarf malzemeleri tesiste tutuyorsa, mevzuatın ön gördüğü yüzde 95'lik verinin elde olması şartı rahatlıkla yerine getirilebilir. Bunu şu anda büyük firmalar, rafineriler, petrokimya, çimento, demir-çelik tesislerinin ve santrallerin çoğu yapıyor. Diğer sektörler bu konuda biraz zorlanıyor. Şirket olarak bölgesel yapılanma kararı aldık. Bu yüzden Trakya, Ankara, Karadeniz, Bursa, İzmir, Adana bölgelerinde bir yapılanma planımız var. Amacımız müşterilerimizin planlı yada anlık sorun ve ihtiyaçlarını hızlıca karşılamak ve gidermek.

2018 ve sonrası için stratejik planlarınız nelerdir?

Planlarımız 5 yıllık… Tüm bütçe, organizasyon şemasındaki değişiklikler, o yılın sektör ve satış hedefleri ile yatırım hedeflerini yıl başlamadan önce, kasım ayında bitiririz. Önümüzdeki 5 yıl içinde 2018 yılı ile birlikte, yanma teknolojileri ve gaz algılama çözümlerine ağırlık vermeyi planlıyoruz. Yanma teknolojilerinde şu anda bir ürün sorumlusu arkadaşımız bulunuyor. Kendisi özel bir eğitime tabi tutulacak. Amacımız Haziran ayına kadar o sektörde varlığımızı hissettirmek. Bu tarihe kadar ürünün adı ile birlikte Set Teknik markasını, ağır sanayi sektöründe bilinir kılmak. Şirkette ortak kullanılan hızımızı ve kalitemizi artıracak bir yazılıma geçmek istiyoruz, CRM, ERP konusunda. 2017 yılında belli görüşmelerimiz oldu, konuyu belli bir noktaya taşıdık ve bu yılın sonuna kadar bu projemizi de devreye alacağız. Şirketimizin büyümesi için tabi ki stratejik hedeflerimiz var fakat en tepede huzurlu, mutlu insanların çalıştığı bir şirket olmak amacımız bulunuyor ki biz buna ‘iç müşteri memnuniyeti' diyoruz.

Röportajı indirmek için tıklayınız!