‘’SÜREKLİ EMİSYON ÖLÇÜM SİSTEMLERİ’’ YÖNETMELİĞİ VE SEKTÖRLERDEKİ ZORUNLULUĞU!

Satış Mühendisimiz Ertan Aydemir, Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemleri yönetmeliğini, sektörlerdeki zorunluluğunu ve sistemlerin kurulumunu örnekler ile detaylı bir şekilde anlattı.

Ülkemizde de dünyada olduğu gibi emisyon değerlerinin izlenmesi; hava kirliliğinin kontrol altına alınması, verimli yanmanın sağlanması ve proses kontrolü amacı ile yapılmaktadır. Ortalama 2 yılda 1 kez akredite laboratuvarlar tarafından periyodik olarak yapılan emisyon ölçümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 12/10/2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemleri yönetmeliği ile sürekli izleme esasına dayandırılmıştır. Bu yönetmelikte belirlenmiş şartlar dahilinde kalan işletmelerin baca gazı, toz ve bunların kütlesel debileri gibi kirlilik kaynakları, sürekli olarak ölçülerek kayıt altına alınmakta ve bu veriler bakanlığa düzenli olarak iletilmektedir. İlgili tebliğde senelik %95 sağlıklı verinin bakanlığa iletimi zorunlu hale getirilmiştir.

Enerji Santralleri, Çimento Fabrikaları, Petrokimya, Demir-Çelik, Cam Üretim, Kağıt, Tekstil ve Otomotiv gibi yönetmelikte belirlenmiş alanlarda faaliyet gösteren işletmeler, sürekli emisyon ölçüm sistemlerinin kurulumunu sağlamak ve ölçüm sonuçlarını sürekli olarak bakanlığa aktarmak zorundadır.

Hali hazırda çalışmakta olan Enerji santralleri 2014 yılı sonuna kadar Bakanlıkla bağlantıyı kurarak veri aktarımı sağlamak zorundadır. Ancak bu süre bazı santraller için 2018 yılına kadar uzatılmıştır. 2018 yılına kadar veri kaydı işletme içerisinde yapılmalı, veri aktarımı zorunlu olmamaktadır. Sürekli emisyon ölçüm sistemi kurulumu zorunluluğu olan işletmeler uygun sistemi kurmakla yükümlüdürler. Yasal açıdan emisyon ölçüm sistemlerinin EN14181 ve EN15267-3 standartlarına uygunluklarının sertifika ile belgelenebilir olması gerekmektedir. Teknik açıdan ise prosesin içeriği, gaz kompozisyonu, bu gazların konsantrasyonu, sıcaklık, nem, çiğlenme noktası sıcaklığı vb. verilere göre uygun materyal ve ölçüm prensibinin seçilmesi gerekmektedir.

Sürekli emisyon ölçümleri kurulurken; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Yönetmeliği'nde sınır değerleri belirlenmiş (mg/Nm3 sınır değeri ve kg/saat kütlesel debisi) olan parametreler ve yine bu yönetmelikte belirlenmiş ısıl güç ve kütlesel debi miktarları dikkate alınarak seçimler yapılır. Başlıca gaz içerikleri ve debi ölçüm sistemleri kurulumu yapılırken, yakıt türevi ve kütlesel debiye bağlı olarak bu kapsama toz eklenmektedir. Gaz parametresinin ölçümü; ekstraktif (bacadan ısıtmalı numune hattı ile sürekli örnek alarak dışarıdaki analizörde örnekleme) ve in-situ (bacaya monte edilmiş ekipmanlarla, örneklemenin baca içerisinde yapılması) şeklinde yapılmaktadır. Debi sistemlerinin ölçümü fark basınç prensibi ya da ultrasonik olarak yapılabilmektedir. Fark basınç prensibi, bir pitot tüp yardımıyla baca içerisindeki basıncın hesabına dayanmaktadır. Ultrasonik debi ölçüm prensibi ise, baca içerisinde karşılıklı olarak gönderilen ultrasonik dalgaların, baca içerisindeki gaz akışı tarafından uğradığı değişimler esasına dayanır. Baca içerisindeki Toz parametresinin ölçümü başlıca ışık saçılımı ve triboelektrik metodlarla yapılır. Baca içinde (in-situ) veya baca dışında (ekstraktif) yapılan toz ölçümünde kullanılan ışık saçılımı metodu; gönderilen optik ışın dalgasının toz partikülleri tarafından engellenmesine göre sonuç vermektedir. Triboelektrik metot ise toz partiküllerinin baca içerisindeki prob üzerine statik yüklerini bırakması esasına dayanmaktadır. Tüm bu ölçüm prensiplerini içeren farklı yapıda, çok fazla sayıda emisyon ölçüm sistemi konfigüre edilebilir. Sistem konfigürasyonu, bacanın ve ortamın tüm şartları göz önüne alınarak seçilmeli ve uygun sistemlerin kurulumu sağlanmalıdır.

Konu dahilinde örnek vermek gerekirse ülkemizde enerji santralleri dahil, ısıl güç elde eden kazanların önemli bölümü yakıt olarak kömür ve petrokok gibi fosil kaynakları kullanmaktadır. Bu yakıtların yanması sonucu SO2,SO3, HCI, HF, cüruf (toz) gibi emisyon kaynakları ortaya çıkmaktadır. Bu gazların suyla birleşmesi sonucunda oluşan asit tüm ekipmanlara zarar vermekte, yüksek toz içeriği ise zamanla aşınmalara neden olmaktadır. Sistemler kurulurken bu gibi veriler net şekilde belirlenerek uygun sistemlerin temini sağlanmalıdır. Uygun olmayan sistemlerin kurulması, sürekli emisyon ölçüm sistemi ekipmanlarının zarar görmesine, arızalanmasına ve sonuç olarak veri aktarımının kesilmesine neden olacaktır.